Aklını sevenlerin dünyası

Mayıs 22, 2008

Herakleitos Felsefesi

Kategori: Felsefe — eyyuphan @ 10:38

Kesin olarak bilinmemekle birlikte, M.Ö 540 ile 470 arasında yaşadığı düşünülen Herakleitos, İyonya’nın Efes kentinin soylu, dahası kurucu ailelerinden gelmekteydi. Babası Efes kralı, Bloson, kimilerine göre Herakon, öldüğünde tahtını Herakleitos’a bıraktı, fakat siyasetten ya da yetkeden çok düşüncelerle ilgilenen Herakleitos, sitenin idaresini kardeşine bırakmıştır.

 

Herakleitos’un yaşadığı dönem, Pers’lerin İyonya’yı ele geçirmesi (546), İyonya’lıların isyanı (499), başarısız olup cezalandırılmaları (498), Pers’lerin Yunan anakarasına ayak basmaları ile Med savaşlarının (492) başlaması ,Efes’te soyluların iktidarının demokratlara geçmesi (478) gibi önemli tarihsel olayların yaşandığı bir dönemdir.

 

Herakleitos’un, İyonya filozoflarından (Thales,Anaximandros,Anaximenes), Xenephones’ten ve Pythagoras’tan sonra, Parmenides ile  aynı dönemde yaşadığını söylemek mümkündür.

 

“Karanlık”, “Trajik”, “Melankolik” lakapları ile tanınan Herakleitos, kent merkezi dışında yalnız yaşamış,orada ölmüştür.

 

Bazı kaynaklara göre, demokratların ihtilalinden sonra, yakın dostu Hermodoros’un siteden kovulmasından sonra Efeslilere küsüp Artemis tapınağı yanında, doğayla içiçe, yalnız bir yaşama kendini sürgün etmiştir. Bu olayla ilgili olarak Herakleitos,

“Bu adamlarda akıl nerede? Sağduyu nerede? Ayaktakımı onların hocası olmuş. Kötülerin çok, iyilerin az olduğunu anlamıyorlar, bana kalırsa  yeterince iyi olan tek bir kişi, bin kişiye bedeldir. En iyi yurttaşları olan Hermodoros’u ‘Aramızda en iyilere yer yok, böyle biri varsa başkalarının arasında olsun’ diyerek gönderdiler. Kendilerini suda boğup yönetimi çocuklara bırakmalılar” demiştir.

 

Ayaktakımı olarak baktığı halktan kaçan Herakleitos, çocuklarla oyun oynamayı ve onlarla konuşmayı severmiş yalnızca. Kendilerine şaşkın şaşkın bakan insanlara dönüp “Ne bakıyorsunuz öyle, çocuklarla oynamak, aranıza katılıp politika yapmaktan iyidir” dermiş.

 

Herakleitos’un ünü Yunanistan ve Pers ülkesine kadar yayılmıştı.Dahası, Pers kralı Darius, onun ilginç düşüncelerini dinlemek, ondan Yunanca öğrenmek için, bir mektupla onu  sarayına davet etmiş; ama Herakleitos’tan aşağıdaki yanıtı almıştır:

 

“Yeryüzünde yaşayan insanların tümü doğrudan ve adaletten ne kadar uzaklaşabilirse o kadar uzaklaşıyor. Onlar yalnızca aç gözlülük ve kendini beğenmişlik konusunda dikkatlidir. Ruhları öyle kötü ki.Ben ki kötülüğün ne olduğunu bilmem. Ben ki her zaman arzuyu yaratan tantanadan kaçmışımdır. Ben ki her zaman gururdan uzak durmuşumdur. Ben Pers ülkesine gelecek durumda değilim, isteklerimi karşılayan küçücük şeyler yetiyor bana.”

 

Herakleitos’un ölümüne ilişkin rivayetlerden biri, doğayla içiçe yaşarken yalnızca otla beslendiği için bedenini su kapladığı, bunun üzerine hekimlere karnındaki suyu boşaltıp boşaltamayacaklarını sorduğu, olumsuz yanıtlardan sonra tezekli samanların içine yatıp öldüğü,bu nedenle cesedinin tanınmaz hale geldiğidir.


Eseri

Tüm Sokrates öncesi filozoflar (ön sokratik) gibi Herakleitos’la ilgili bilgilerin çoğunu  Platon ve Aristo’nun eserlerinde buluyoruz.

 

Herakleitos’un tomarlar halinde Artemis tapınağına bıraktığı düşüncelerinden, (bunların çoğu yangından ve başka nedenler yüzünden kaybolmuştur) bugüne “Fragmanlar” (Fragments=Parçalar) diye bilinen 130 deyişi kalmıştır.

 

Herakleitos, bu fragmanların tümü için bir başlık atmamıştı, buna karşın birçok yazar ya da düşünür, Herakleitos’un kitabının adı olarak  “Doğa üzerine”, “Evren hakkında”  vb. adları uygun görmüştür.

 

Fragmanları Artemis tapınağından alarak ilk yayınlayan Krates’tir. Daha sonra çeşitli yorumlara yol açan bu parçalardan zamanımıza kadar gelenleri J.Burnet, bir bütün haline getirmiştir.  

 

Herakleitos, yazdıklarını tapınağa sunmasıyla ilgili olarak şöyle demiştir:

 

“Varsın tomarlar tapınakta kalsın, bunlar yalnız iş içindir. Bu gizli hikmet ayaktakımı için değildir. Bu hikmet gün gibi aydınlık olduğu halde, insanlara karanlık gelir;çünkü insanlar her şeyi ikiye ayırır. Yararlı-yararsız, karanlık-aydınlık, iyi-kötü. Eşyaya hep bir açıdan bakarlar”

 

Diğer düşünür yada yazarlara ilişkin düşünceleri

Herakleitos’un Milet okulunun kozmolojisini anladığı, Xenephanes’in şiirlerini okuduğu ve Pyhagoras’ın bazı öğretilerinden haberdar olduğunu biliyoruz.

Yine de fikirlerinin benzersizliğine vurgu yapmak için hiç kimseden bir şey öğrenmediğini belirtmiştir.  

“Düşüncelerini öğrendiğim kişiler içinde bilgeliğin bütün şeylerden ayrı olduğu anlayışına varan bir kişiye rastlamadım”

 

Herakleitos, kendisinden önceki Yunan büyüklerine  olumlu bakmaz.

 

Homeros, Hesiodos, Parmenides,Xenephones, Pythagoras’la ilgili düşünceleri şunlardır:

“Homeros defterden çıkarılıp kamçılanmalıdır,ben olsam onu spor müsabakalarına sokmazdım”

“Hesiodos, başkalarından çok şey bildiğini sanır; ama geceyle gündüzün aynı şey olduğunu bilmiyor daha”

“Pythagoras bilge olduğunu iddia etti; fakat onun bilgisi, yalnızca pek çok şeyin bilgisiydi; kötü bir sanattı”

“Pek çok şeyin öğrenilmesi, anlamak için yeterli değildir, öyle olsaydı Hesiodos, Pythagoras, Xenephones öğretirdi onu”

 

Herakleitos, yalnızca Thales’e, ona olan saygısından, olumsuz bir yorum yapmamıştır. Olumlu olarak andığı tek insan, Teutamastos’tur ki, bilinen tek düşüncesi “İnsanların çoğu kötüdür.”

 

 

Herakleitos döneminde felsefe

Herakleitos, “İyonya filozofları” ya da “İyonya üçlüsü” olarak bilinen Thales,Anaximandros ve Anaximenes’ten sonra yaşamıştır.

Herakleitos’un felsefesini İyonya felsefesinin hem bir uzantısı hem de onu aşan yeni bir felsefe olarak ele alacağız.

İyonya felsefesinin temel özellikleri      

  • Arkhe: Her şeyin kaynağı,dayanağı ve değişimlerin temelinde yatan ilke
  • Hiçten hiçbir  şey çıkmayacağı (“Nihil ex nihilofit”): Her şey her zaman vardı ve hep var olacaktır
  • Nedenselcilik: Her şeyin,hareketin ya da oluşun bir nedeni vardır.
  • Maddeyi evrendeki tek gerçeklik olarak görmeleri: Düşünceleri “doğa üzerine”, yalnızca “maddi olanın”  anlaşılmasına yönelikti.

·        Bilim-Felsefe karışımı:

      İyonya filozofları, mitolojik dünya anlayışından sıyrılıp felsefenin yolunu açmışlardır. Onlarda, bilimsel faaliyetle felsefi düşünce iç içe geçmiş durumdadır. İyonya okulu, bu anlamda, din ile kavramsal felsefe arasındaki bilim-felsefe karışımı bir dönemi temsil etmektedir.

Kaba materyalizmden diyalektik materyalizme doğru

İyonya filozofları ve Xenephones, “arkhe’sel (tözsel) gerçeklik” , “bağıntılılık”, “nedensellik” ve  “temel rasyonel yasa ya da düzenleyici” üzerinde durmuşlardı. Bu felsefe, tıkandığı yere değin diyalektiğe ve kavramsal felsefeye doğru bir gelişim göstermiştir. Onların, doyurucu bir şekilde yanıtlayamadıkları kimi temel sorular, Herakleitos tarafından bambaşka bir yöntemle, yeni sorular,dahası yeni felsefi konular üreterek yanıtlanmıştır. Herakleitos, hem doğa felsefesinin tıkandığı noktaları aşmış hem de felsefeyi, “doğa üzerine bilme ve yorumlama” döneminden “kavramsal felsefe” düzeyine çıkarmıştır.

 

Bu bölümde, kaba materyalizm olarak da bilinen doğa felsefesinin, Herakleitos’a değin, kaba materyalizmden  diyalektiğe ve bilim-felsefe karışımı düşüncelerden kavramsal felsefeye doğru gelişiminin ana çizgilerini ele alacağız:

 

  • Thales, tözsel gerçeklik düşüncesi  ile maddi dünyanın bağıntılığı ve ortak doğası üzerine vurgu yapmıştı.
  • Thales’in arkhesi olan su, Anaximandros’ta soyut bir kavram olan “Aperion”a evrilmiştir. Böylece felsefeye “maddi olmayan” bir kavram girmiştir.
  • Anaximenes’in arkhesi havaydı; ama Anaximenes’i önemli kılan arkhesinden çok “nesnelerin niteliğini belirleyen şeyin, içerdiği havanın niceliği olduğu” düşüncesiydi. Böylece “değişen niceliklerin nitelik üzerindeki etkisi” yani nicelik-nitelik ilişkisi kavranarak diyalektik materyalizme doğru bir adım daha atılmış oldu.
  • Xenephones “insani olanlarla karşılaştırılamayacak, salt rasyonel ve her şeyi aşkın” olan tanrı tanımıyla, “varlıkların birliği” ve “her şeyin, hareketin temel rasyonel yasası” düşüncesine giriş yapmıştı. Ama Xenephones, tanrının değişmez, hareketsiz sabitliğine takılıp kalmıştı.

 


Doğa felsefesinin tıkandığı noktalar

·        Hareketi ve çokluğu tek, değişmez bir arkhe’nin nasıl sağlayabildiği

·        Değişim ve maddi dünyanın bağıntılı doğasının temel dayanağı nedir?

·        Çelişkili olan doğa nasıl oluyor da bir kaosa eşitlenmiyor ya da tüm bu çelişkilere, zıtlıklara rağmen doğa, toplum nasıl oluyor da sürekli bir gelişim gösteriyor?

 

Diyalektik ve metafiziğin doğuşu

Doğa felsefesi artık sınıra dayanmıştı. Sınırın ilerisinde, daha doğumunda “Diyalektik” ve “Metafizik” diye ikiye bölünen “Kavramsal Felsefe” duruyordu. Nitekim yukarıdaki sorular aynı dönemlerde yaşamış olan Herakleitos ve Parmenides tarafından birbirine tamamen zıt olan fikirlerle yanıtlanmıştır.Herakleitos “Hareket” derken Parmenides “Hareketsizlik” demiştir. Herakleitos, materyalist yoldan devam ederek “diyalektik materyalizm”in, Parmenides ise Pythagoras’ın izinden, idealist yoldan ilerleyerek “Metafizik”in kapısını açmıştır.

 

 

 

 

Herakleitos  felsefesinin  özgünlüğü

Hemen belirtmeliyiz ki, onun düşüncesi doğa filozoflarına göre daha karmaşık (karışık anlamında değil), canlı ,derin, devingendir. Bütün büyük filozoflar gibi anlaşılması bir bakıma çok basit, bir bakıma çok zordur. Felsefesi tek bir temanın (çelişki) çevresinde örgütlenmiştir, bu bakımdan basittir. Ama düşünceleri formel olmayan bir mantıkla (diyalektik mantık) örüldüğü için anlaşılması o denli zordur.

 

İnsan, düşünmeye düz bir mantıkla başladığı ve varsayılan olarak “her şeyi bölerek”, “karşıtlarına ayırarak”, “tek boyutlu” ve “kategorik” olarak düşünmeye eğilimli olduğundan diyalektik düşünceler ona çelişkili ya da anlaşılmaz gelebilir.

 

Bir Zen deyişine göre: “Doğru yolların çevresi patikalarla doludur”

 

Atom fizikçisi Niels Bohr ise “İki tip doğru vardır, tersi yanlış olan küçük doğrular ve tersi de doğru olan büyük doğrular”

 

Herakleitos, diyalektik mantıkla düşünen ilk filozoftur.

 

İlin ve Segal “O bize düşünmeyi öğretti” demiştir.

 

Herakleitos, apaçık olduğunu iddia ettiği tek ve büyük doğrunun (“Diyalektik:Hareketin ve evrenin genel yasası”-F.Engels), halkça anlaşılmayacağını düşünüyordu. Bir rivayete göre, kendisiyle alay edilebileceğini düşündüğünden düşüncelerini gizli tutmayı tercih etmiştir.  

Herakleitos Felsefesi

Herakleitos’a ilişkin aşağıdaki paragraf,onun felsefesini ana çizgileriyle anlatmaktadır:

 

“Bilgelik her şeyi yöneten logosu bilmekten (Evrensel yasa=Logos), ateşin doğasını keşfetmekten (arkhe=ateş), karşıtlığın yasasını, durup dinlenmeden savaşan ve değişmeyi yaratan uyumlu birliği (değişimin ya da hareketin dayanağı olarak karşıtların birliği) tanımaktan ibarettir. (Bilgi=Evrensel yasanın felsefi bilgisi)”

 

Herakleitos’un felsefesini tüm yönleriyle anlamak için, öncelikle onun kullandığı temel kavramları  anlamak gerekir.

 

Bu kavramlara giriş yapmak için Herakleitos’a aşağıdaki soruların sorulduğunu varsayalım:

·        Evrende sürekli olan, değişmeden kalan, başka bir deyişle evrendeki her şeyin ve oluşun özeti nedir? DEĞİŞİM VE HAREKET=SÜREKLİ AKIŞ

·        Sürekli değişim ve akışı sağlayan nedir? ÇELİŞKİ

·        Sürekli değişim ve akışın temel mekanizması nedir? KARŞITLARIN BİRLİĞİ

·        Bu mekanizma nasıl oluyor da zorunlu bir nedensellikle hiç bozulmadan çalışmaktadır? LOGOS

·        Sonuç olarak her şeyi içeren, her şeyin başı ve sonu olan nedir? KENDİSİ DE SÜREKLİ DEĞİŞEN “BİR” (Her şey birden doğar ve bir olur)

 

Herakleitos’un fragmanlarında en çok dile getirdiği sözcük olan “ateş”, bu çerçevede nereye oturmaktadır?

Herakleitos felsefesini anlamak için kavramsal bir şema

 

 

 

Karşıtların birliği olarak “Ateş  

Ateş sürekli akışı sağlayan çelişkileri ve çelişkilerin birliğini temsil etmektedir.

 

Ateş, Herakleitos’un doğada çelişki ve çelişkilerini temsil etmeye layık bulduğu en iyi örnektir. Ateş, onun fragmanlarında bu anlamda bir kavramı temsil eder; ama aynı zamanda o, ateşi doğa filozofları gibi bir arkhe olarak  da düşünmüştür. Yani ateş aynı zamanda nesnelliği ile de önemlidir Herakleitos için.

 

Herakleitos’un evren anlayışı, tıpkı doğa filozofları gibi materyalisttir. 

“Herkes için aynı olan bu alemi, tanrılardan ve insanlardan hiçbiri yapmadı,fakat o daima vardı, vardır, daima ölçüyle tutuşup ölçüyle sönen canlı bir ateş olarak var olacaktır”

 

Herakleitos’a göre her şey sürekli akış halindedir.

“Aynı ırmağa iki kez girilemez” Çünkü üzerimizden her defasında başka ya da değişmiş olan sular akar. Aynı zamanda biz de değişmişizdir.

 

Ateş kavramı sürekli oluşu somutlayan hem nesnel hem de kavramsal olan merkezi ögedir.

O Herakleitos’un arkhesidir. Arkhe, logos değil ateştir.

 

Sürekli oluşun dayanağı harekettir ve hareketin  dayanağı da uyuşmazlıktır.

 

Herakleitos, filozofların hoşlanmadıkları uyuşmazlık ya da karşıtlıkları felsefesinin merkezine almıştır. Ona göre, uyuşmazlık olmasaydı hareket olmazdı.

 

“Homeros, ‘uyuşmazlık hem tanrılar hem insanlar arasında ortadan kalksaydı ne iyi olurdu’ derken evrenin ortadan kalkmasını dilediğini farketmemiştir”

 

Karşıtlıklar bir bütündür ve ayrılamaz.

 

“Birleştirilecek karşıtlıklar olmasaydı birlik olmazdı, bizim için iyi olan karşıtlıktır”

 

“İyi ve kötü birdir”

 

“Tanrı katında bütün şeyler iyi ve doğrudur; fakat insanlar kimi şeylerin iyi kimi şeylerin kötü olduğunu sanırlar”

 

“Yukarıya çıkan yolla aşağıya inen yol bir ve aynıdır”

 

Uyuşmazlık durumunda karşıtlıklar bir uyuşma olan hareketi gerçekleştirmek üzere birleşirler.

 

“Dünyada bir birlik vardır, ayrılıktan doğan bir birlik” (Özdeşlikten doğan birlik değil)

 

“Çiftler tam şeylerdir, tekler ise tam değildir. Çiftler bir araya getirilmiş, tekler ise ayrılmış olandır. Biri uyumludur diğeri uyumsuz. Bir bütün (“bir” kavramı) şeylerden yapılmıştır, bütün şeyler birden çıkar.”

 

Karşıt gerilimler uyuşur ve hareketi yaratır. Hareket bir birlik, teklik olarak son bulduğunda yeniden karşıtlarına bölünür. Karşıtlar birleşmek üzere yeniden hareketi yaratırlar.Bu böyle sonsuza dek sürer.

 

Karşıtların birliği ve sonsuz akışı en iyi anlatan sözcük ateştir.

 

“Tanrı gecedir ve gündüzdür, kıştır ve yazdır, savaş ve barıştır. Tok ve açtır. Ateşin karıştırıldığı baharatın tadına göre adlandırılması gibi”

 

Karşıtların mücadelesi olan savaş, karşıtları birleştirir dolayısıyla hareketin ta kendisidir.

 

“Savaş her şeyin babası ve kralıdır. O kimisini tanrı kimisini kral kimisini köle kimisini özgür yapar”

 

“Savaşın bütün insanlara özgü ve uyuşmazlığın adalet olduğunu, tüm şeylerin uyuşmazlıkta varolup ortadan kalktığını bilmeliyiz.”

 

“Ölümlüler ölümsüzdür ve ölümsüzler ölümlüdür. Her şey bir başkasının ölümünü yaşar, başkasının yaşantısını ortadan kaldırır”

 

Doğada bir birlik vardır; ama o, karşıtların birleşmesinden doğan bir birliktir.

 

Doğa filozoflarının arkhlerinden farklı olarak, Herakleitos’un arkesi ateş, daima kendi olmaktan çıkarak başka bir şey olan, sürekli savaş, akış ve süreçtir.

 

Hareketi ve değişmeyi; değişmeyen, öyleyse hareket de etmeyen, bir ilk tözle açıklama çabası gerçekte değişmeyi yalnızca bir artış ya da eksilişle, basit yer değiştirmeyle sınırlar. Bu da bizi mekanik bir evren tablosuna götürür. Çünkü temelinde, türlü kılıklara girerken yine kendisi olarak kalabilen ilk maddenin çevrimsel hareketi vardır.

 

Herakleitos için önemli olan, ateşin çelişkili, akışkan bir süreç halinde, evrensel olarak kendisini ortaya koyan hareketidir.

 

“Bütün satın alınacak şeyler nasıl altınla trampa ediliyorsa, bütün varlıklar da ateşle trampa edilir”

Bu yüzden ateş her şeyin eşdeğeridir.

 

Ateş hem herşeyin kendisine eşitlenebildiği hem de her şeyi birbirine eşitleyen  bir ilkedir.

 

Böylece her şey birbirine eşitlenebiliyor ve birbirine bağlanabiliyor. Ateşte ve ateş ile sağlanan bu birliğin temelinde ateşin evrensel doğası bulunuyor.

 

Ateş, varlıların biçimlerinde fiziksel olarak değil karşıtlıklar ve bunların birliği olarak bulunur.

“Ateş yanan (“Yakan ve yananla bilim ilgilenmiştir-B.Russell”) değil yanıştır”

“Evren yanan ve yaktığı şeyle beslenen sonsuz bir ateştir”

“Evrendeki her şeyin içkin yasası” olarak Logos

Grekçede hem “akıl” hem de “söz” anlamına gelen Logos, Herakleitos’un özenle seçmiş olduğu belli olan bir terimdir.

 

“Eski inancı yıkan yeni öğreti, balta girmedik bir ormanda, şehrin gürültüsünden uzakta dağlarda, işte böylece olgunlaşıyordu. Zorunluluğa ve evreni yöneten değişmez yasaya ilişkin öğretiydi bu.

 

Ne ad vermeliydi bu yasa için? Zeus mu? Ama eski ad, eski düşünceler uyandırıp insanları geriye, eski tanrılara götürebilirdi.

 

Herakleitos, yeni bir ad arıyordu. “Nomos” (yasa) mı demeliydi ya da kozmos (evren), yoksa hem söz hem de akıl anlamına gelen “Logos” mu demeliydi. 

 

Yeni düşünceleri eski sözcüklerle anlatmak güçtü. Herakleitos, akılla kavranılan, hem doğanın hem de insan aklının kendisine bağlı olduğu evren yasası düşüncesini en iyi “Logos” sözünün karşıladığını düşündü.”

 

Logos, evrendeki her şeyin içkin yasasıdır ve her şeyi birbirine bağlar. Ateşin egemenliğini, çelişkinin devamını ve zorunluluğunu güvence altına alır.

 

Logos aynı zamanda, çelişkilerden dolayı evrenin kaosa sürüklenmesini engeller. Logos, iki karşıtın toplamının sıfır ya da nötr  olmamasını, tersine iki karşıtın toplamının (savaşının), her bir karşıttan daha gelişmiş bir şey olmasını sağlar. Bu anlamda karşıtların savaşının bir toplam değil bir çarpım olmasını sağlar.

 

(+2)-(-2)=0 (Karşıtlıkların toplamı)

(+2)*(-2)=-4 (Karşıtlıkların çarpımı=birliğiàyeni bir karşıtlık)

 

“Beni değil de logosu dinleyenlerin her şeyin tek ve bir olduğunu kavramaları bilgeliktir”

 

Logos;

  • Her gerçekliğin özüne etkir
  • Mutlak olarak her şeyi aşar
  • Kendinde ne olduğu anlaşılamaz
  • Bilgelik ve adalettir (“Güneş bile kendi sınırları dışına taşamaz”)

Doğa, logosun kendisini gerçekleştirmesidir. (Bu nedenle, yalnızca doğa sayesinde Logos’u tanıyabiliriz)

 

Logosun işlevi;

  • Karşıtların birbirine dönüşümü (“Gece ve gündüz birdir”, çünkü biri olmadan diğeri olamaz, birinin ölümü diğerinin doğumudur)
  • Karşıtların mücadelesi, birleşmesi ve hareketin devamlılığı
  • Birleşen karşıtların yeniden ayrılması
  • Karşıtların birinin diğeri üzerinde, bir sonraki hareketi dolayısıyla, sürekli akışı bozucu egemenliğinin engellenmesi  (Mutlak egemenliğin ya da galibiyetin imkansızlığı)

 

“Bir” kavramı

Doğada karşıtlıkların sonuçta birbirlerini nötralize etmedikleri , tersine daha gelişmiş bir durumu ortaya çıkardığı düşüncesi, Herakleitos’un evreni ya da “bir”i “bütün uyuşmazlıkların uyumu” biçiminde anlatmasını sağladı. Herakleitos, çelişkiyi felsefesinin merkezine koyduğundan, onun “bir” kavramı, çelişkiler dolayısıyla varolan sürekli bir uyum, diğer deyişle sürekli bir uyumsuzluktu. Bu birliği olası kılan sonsuzluktu.

Çünkü evren sonlu olsaydı, çelişkilerinden dolayı bölünürdü. Aynı şekilde evrenin bir sonu olsaydı, sonsuz zaman tüm çelişkileri çözememiş olurdu.

“Zaman, dama taşlarıyla oynamaktan hoşlanan bir çocuktur,bir çocuk saltanatıdır”

 

Parmenides’in “bir”i katı, hareketsiz ve çelişkisiz iken, Herakleitos’un “Bir”i sürekli  hareket halinde, çelişkili ve sonsuzdu. Modern bilim, Herakleitos’un “bir” kavramına çok yakın olan maddi bir şey keşfetmiştir:Evrenin kendisini.

 

Herakleitos’u  doğa filozoflarından ayıran temel düşünceleri

  • Varlığın temeli değişmeyen bir töz değildir. Temel töz kendisiyle özdeş kalmayan bir şeydir, başsız sonsuz bir değişimdir. Karşıtların savaşıdır, sonsuzca akan bir süreçtir.
  • Hareket yalnızca bir durumdan diğerine tek yönlü bir geçiş değil, aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya çok yönlüdür. (Mekanik hareket anlayışı düzse diyalektik hareket anlayışı sarmaldır)
  • Dönüşüm yalnızca bir başkaya geçiş değil aynı zamanda karşıtına da geçiştir.


Ateşin nesnelliği, Herakleitos’un fizik görüşleri

Herakleitos’un ateşi hem kavramsal (mecazi olarak), hem de nesnel anlamda kullandığını söylemiştik. Buraya değin ateşle Herakleitos’un aslında neyi anlatmaya çalıştığını (ateşin kavramsallığını) gördük.

 

Herakleitos, doğadaki belli başlı ögeler, olaylar ile ilgili olarak da ateşten söz eder. Yani ateşi, dünyayı açıklamak için de kullanmıştır.

 

“Denizler, ateşin biçim değiştirmesidir, denizlerin yarısı kara yarısı esinti girdabıdır”

 

àToprakàAteşàHavaàSuàToprakàAteşàHavaà

(Toprağın ölümü ile ateş, ateşin ölümüyle hava, havanın ölümüyle de su oluşur)

 

    

Dünyadaki maddi dönüşüm aşağıdaki gibi anlatılmıştır.

 

 

Mevsimlerin oluşumuna ilişkin düşüncesi aşağıdadır:

“Göküyüzünde nemli olan karanlık buğular, kuru olan aydınlık buğular üzerinde egemen oldukları zaman mevsim kış, tersi durumda ise yaz olur”

Güneşin, bize göründüğü kadar, yani bir ayak boyunda olduğunu iddia  etmiştir.

 

Herakleitos, doğada ateşi böylece deönüşümleri, birbirine geçişleri önemsemiş ve yorumlamıştır.

 

Bu konuda İyonya filozofları kadar başarılı olduğu söylenemez. Zaten onlar gibi bilimsel bilgiye ulaşmak için gözlem ya da araştırma yapmış değildi. “Logos” bilgisini yeterli  görmüş olduğu düşünülebilir. Aynı şekilde, ‘doğa üzerine düşünceleri, ateşten ya da logostan örnekler vermek için yaptığı yorumlardır’ şeklinde de düşünülebilir.

 

 

 

 

 

Herakleitos’un Bilgi Felsefesi 

Herakleitos’tan önce “Bilgi Felsefesinden” (Epistemoloji) söz etmek mümkün değilken, o “insanı rasyonel yönden araştırma nesnesi olarak gören ilk filozoftur”

Herakleitos, “duyulur olanla kavranılır olan arasındaki zıtlığı” gören ilk filozoftur.

Herakleitos’un “Sürekli Akış”ı, bilgi sorununu da gündeme getirmiştir: sürekli değişen bir şeye ilişkin ne bilebiliriz? Üstümüzden hep farklı sular akıyorsa, suya ilişkin bilgimiz olabilir mi?

Herakleitos’un bilgi anlayışı, felsefesinin temel kavramı olan Logos’tan bağımsız değildir.   

·        Gerçek bilgi, parça parça ve birbirinden ayrı bilgiler değildir. Gerçek bilgi Logos’un bilgisidir.

             “Beni değil de logosu dinleyenlerin her şeyin tek ve bir olduğunu kavramaları bilgeliktir”

“Özel inançları değil, herkes için ortak olan inançlar izlenmelidir, logos ise herkeste ortaktır”

“Hesiodos, başkalarından çok şey bildiğini sanır; ama geceyle gündüzün aynı şey olduğunu bilmiyor daha”

“Pythagoras bilge olduğunu iddia etti; fakat onun bilgisi yalnızca pek çok şeyin bilgisiydi, kötü bir sanattı”

“Pek çok şeyin öğrenilmesi, anlamak için yeterli değildir; öyle olsaydı Hesiodos, Pythagoras, Xenephones öğretirdi onu”

·        Duyularımızdan elde ettiğimiz bilgi güvenilir değildir. Onun akılla değerlendirilmesi şarttır.

“Duyu organları akılsız ruhlara hizmet ettiği zaman kötü tanıklardır”

Herakleitos, duyularla elde edeceğimiz bilgiyi fazla önemsemez; ama Platon gibi bilgiyi duyulur olanın dışında  aramaz, tam tersine onu maddenin derinlerinde arar.

Herakleitos, duyulur bilgiden üstün olan mutlak bir gerçek, bir çeşit bilimsel bilgiyi savunmuş olabilir. Herakleitos için bilginin kaynağı olan maddi dünyanın ilk bilgisi duyu bilgisidir. Fakat bu bilginin akılla işlenmesi gerekir.

·        Duyu organları logosla olan bağımızdır. Uykuda bu bağ kesilir.

·        Bilgi edinme yetisi yani akıl herkeste vardır. Herakleitos’ta bu anlamda soylu-ayaktakımı, ya da kadın-erkek ayrımı yoktur.

“Herkeste kendini tanıma ve makul düşünme yetisi vardır”

·        Herakleitos, görelilik üzerine de vurgu yapmıştır.

“Eşekler samanı altına yeğ  tutar”

“Denizler en temiz ve en berbat sudur, balıklar için içilir ve yararlı; insanlar için ise içilmez ve zararlı”

“Çirkindir en güzel maymun insanla karşılaştırıldığında”

·        Bir şeyi karşıtı sayesinde anlayabiliriz.

“Adaletsizlik olmasaydı adaletin ne olduğunu bilemezdik”

·        Doğa bilgilerini saklar, bu bilgileri açığa çıkaracak olan insan aklıdır:

“Doğa gizlenmeyi sever”

“Delphi kahinliğinin sahibi, anlatmak istediğini ne saklar ne de dile getirir, işaretle gösterir”

·        İnsanların çoğu herkeste ortak olan ve logostan kaynaklanan akla karşın bilgisiz sayılır,çünkü;

“Logos herkeste ortak olduğu halde kitleler kendilerine özgü bir anlayışları varmış gibi yaşıyorlar.”

“Her şeyden önce sürekli ilişki içinde bulundukları logosla uyuşmuyorlar ve her gün karşılaştıkları şeyler onlara yabancı geliyor”

“Bilgisizdir insan denen varlık; oysa bilgiyle donanmıştır tanrısal varlık”

Herakleitos Etiği

Ahlakı Nietzsche ahlakına benzerlikle, bir tür onurlu çileciliğin karışımıdır.

 

Darius’un davetine yazdığı mektupta kendisiyle ilgili söyledikleri, onun nasıl bir insana değer verdiğini açık eder:

 “…Ruhları öyle kötü ki.Ben ki kötülüğün ne olduğunu bilmem. Ben ki her zaman arzuyu yaratan tantanadan kaçmışımdır. Ben ki her zaman gururdan uzak durmuşumdur. Ben Pers ülkesine gelecek durumda değilim, isteklerimi karşılayan küçücük şeyler yetiyor bana.”

 

Herakleitos, kendine egemen olma yoluyla elde edilen güce değer verir. İnsanları öz isteklerinden ayıracak olan tutkulardan nefret eder.

“Mutluluk bedensel hazlardan oluşsaydı, yiyecek bulmuş olan öküzlere mutlu derdik”

“Kişinin gönlündeki istekle çarpışması güçtür, gönül istediğini ruh pahasına elde eder, insanın bütün istediğini elde etmesi iyi değildir”

 

Herakleitos, ruhu ateşle suyun karışımı olarak görür. Ruhun ateş yanı soylu  yanıdır, sulu yanı ise soysuz yanı.

“Tinler için su almak ölümcüldür”

 

Herakleitos, insanın varsayılan olarak kötü olduğunu ve kendi başlarına iyiyi bulamayacaklarını düşünür. Bu anlamda seçkinci bir yanı vardır.

“Her hayvan dövülerek götürülür çayıra”

“İnsanlar ne istemesi gerektiğini bilmez. Eşeklerin altından çok saman istemesi gibi”

 “Yalnızca hayvanla insan arasında değil insanla insan arasında da bir ayrım vardır:Az insan ve çok insan”

“İnsanı insan yapan erdemdir.Erdemi sağlayan da bilgidir.”

Dolayısıyla, Herakleitos’un düşüncesinden yola çıkarak,  “çok insan=çok erdemli=çok bilgili”, “az insan=az erdemli=az bilgili” denklemleri kurulabilir.

“En büyük erdem makul bir anlayıştır, bilgelik ise doğruyu söylemek, doğaya göre ve ona kulak vererek davranmaktır”

 

Herakleitos, insanın kaderinin seçimlerinden oluştuğunu, yaptığı seçimlerin de onun kişiliğini gösterdiğini düşünmüş olmalı ki;

“İnsanın kaderi kişiliğidir” demiştir.


Herakleitos’un Etkisi

Herakleitos’un görüşleri stoacılığa, kinikliğin köktenci yönelişlerine zıt bir etki yaptığı gibi stoacılığa determinizm düşüncesini, olayların yüksek bir kanuna bağlılığı düşüncesini, esinledi. Bu düşünce kimilerini kaderciliğe sürükler, Kleant’ın şiirlerinde Herakleitos’un böyle bir etki yaptığı görülür. Kimilerini de  dünyadan el ayak çekmeye yöneltti. Epiktetos ve filozof-imparator olan Marcus Aurelius gibi kimileri de insanın isteyerek talihe baş eğmesi gerektiğini düşündüler.

 

Herakleitos öldükten sonra birçok kişi onun görüşlerini yaymaya çalıştı. Hipokratın olduğu söylenen “Perhize dair” adlı bir eserde, onun sistemi hekimliğe de uygulanmıştır. (Sağlık=besleyici su ile yakıcı ateşin ahenk içinde birlikte yer alması)

 

Kimileri de “her şey hem birbirine benzer hem de benzemez, her şey birbirinin hem aynıdır hem değildir, her şer birbiriyle hem ilgilidir hem de değildir” vb. garip fikirlerle Herakleitos’un düşüncelerini yanlış ve gülünç şekle soktular ki; bunların felsefeyle bir ilgisi olduğu söylenemez. Platon’un alay ettiği Herakleitos’çular bunlardır.

 

İnciller arasında, Yunan felsefesinin izlerinin en çok görüldüğü Yuhanna ise “Önce logos (söz) vardı ve logos (söz) dünyayı yarattı” tümcesi ile başlar.

 

Herakleitos, İskenderiye okuluna da büyük   bir etki yapmıştır. Philon, “Herakleitos der ki, iki zıttı yapan birdir, eğer ‘bir’ bölünürse zıtlar ortaya çıkar” diyerek Herakleitos’tan alıntı yapar ve onu bu buluşundan dolayı kutlar.

 

Pek çok büyük kişi ondan övgüyle söz eder. (Anaxagoras, Arkelaus, Plutarkos, İskenderiyeli Clement…)    

 

Spinoza’nın rasyonel akıl ve doğayla bir andığı tanrısında Logos’u görebiliriz. Spinoza aynı zamanda felsefesinde, diyalektiği ustalıkla kullanmıştır. Kant da bilgi teorisinde onun düşüncelerini geliştirmiştir yorumunu yapabiliriz.

 

Herakleitos’un etik anlayışının Nietzsche üzerinde belirgin bir etkisi olmuştur.

 

Ama Herakleitos’un felsefe tarihindeki asıl önemi onun açtığı yoldan Diyalektik Materyalizm’in filizlenmesidir.

Herakleitos’un diyalektik anlayışı ilkin ve en çok, özellikle Hegel felsefesinde kendini belli eder.

Hegel “Herakleitos’un tek bir fragmanı yoktur ki felsefemde yer almasın” diyerek bunu açıklamış olmaktadır. Yeni Hegelciliğin köktenciliği de Lassale’da olduğu gibi Herakleitos’tan oldukça etkilenmiştir. Proudhon’un fikirlerinde deHerakleitos’un izlerine rastlanır.

 

Herakleitos’un tohumlarını attığı, diyalektik materyalizme materyalist özünü veren Marx-Engels olmuştur.


Herakleitos’a ilişkin  yorumlar

“Tarihçilerin gözünde belki en önemli felsefe öncülerinden biri Herakleitos’tur. Çünkü dünya daki her şeyin aralıksız değişim ve bozulmaya tabi olduğu, bu değişime de zıtların kaçınılmaz çatışmasının, bir başka deyişle diyalektiğin neden olduğu sonucuna varmıştır. Böylece tarih mesleğinin iki temel sorunsalını çözümlemiştir:

Zaman boyu değişim ve neden-sonuç ilişkisi”-N.Davies

 

“Herakleitos İyonya’lı olmasına kaşın onların bilimsel geleneğine bağlı değildir”

“Herakleitos, özel türde bir gizemcidir ”

“Sürekli akış öğretisi Herakleitos yönünden öğretildiği biçimiyle güçlüklerle uğraştırmaktadır bizi. Ve gördüğümüz gibi bilim onu çürütecek hiçbir şey yapamamaktadır”-B.Russell

 

 “Herakleitos diğer İyonya’lılara benzetilmiştir çoğu kez, bu yanlış bir düşüncedir”

 “Herakleitos bir tür Baküs’çüdür.-Conford

 

Herakleitos, gizemlerin yorumcusudur”-Pfleiderer

 

“Herakleitos, bütünsel yaklaşımıyla zamanının en filozofça yaklaşan filozofudur. Herakleitos, Pythagoras ve Xenephones’i çok şey bilip bütünlüğü kaçırdığı için eleştirir.

Herakleitos, yapayalnızlığıyla, melankolik kişiliğiyle dünyaya gerçek anlamda bir bilgi arayıcısı olarak yerleşmiş, hep bir köşede kalmış, ayrıntılarda yitip gitmeden bütünsel bakmayı bilmiştir. Bu bütünsel bakış Logos’un bütünleyici özelliğiyle onu heptanrıcılığa yaklaştırmıştır. Milet okulunun az çok bütünsel bakan filozoflarını bir yana bırakırsak, heptanrıcılığın ilk olarak Herakleitos’la ortaya çıktığını söyleyebiliriz.”-Afşar Timuçin  

 

“Herakleitos, Grek düşün tarihinin en göze çarpan kişilerinden biridir; onun tamamen kişisel, özgün, tutkulu, görülmemiş bir kendine güven duygusuna dayalı, alaycı özdeyişler kalıbına girmiş dili, ‘üslubu’ bu durumu her tümcede açığa vurmaktadır.”-William Capelle

 

“Herakleitos’ta birbirine zıt iki yöneliş görülür. 1-Din ve geleneğe 2-İhtilal ve şüpheye. Herakleitos’çuluk muhafazakardır, zira bütün inkarlarında pozitif unsurlar saklıdır, o kökten ihtilalcidir, zira bütün tastiklerinde olumsuz unsurlar keşfedilir.”-Cemil Sena

 

“Herakleitos’un fragmanları, Diyalektik materyalizmin  pek güzel bir özetidir.”-Lenin

 

 

                                                                                                                Eyyüphan Özdemir

                                                                                             

                       


Yararlanılan kaynaklar

·        Batı Felsefesi Tarihi,Cilt 1-Bertrand Russell

·        Sokrates’ten Önce Felsefe-William Capelle

·        İnsan Nasıl İnsan Oldu-M.İlin-E.Segal

·        Büyük Filozoflar Ansiklopedisi-Cemil Sena

·        Düşünce Tarihi-Afşar Timuçin

·        Avrupa Tarihi-Norman Davies

·        Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri-Diogenes Laertius

·        Tarih,Politika,Felsefe,Dinler-Thema Larousse

·        Yüzyılların Gerçeği ve Mirası-Server Tanilli

  

 

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın

WordPress'in desteğiyle.